Büyü Çocuk! | Şiir | Ebu Hanzala Hoca

1978

Ebu Hanzala Hoca'nın şiiri:

 

Büyü Çocuk

 

Selam olsun sana,

Ey beklenen!

Selam olsun sana,

Ey gözlenen!

Selam olsun,

Ey şehidin yaktığı meşâle!

Selam olsun,

Ey dualara nakşedilen umut!

Selam olsun,

Ey davetçilerin dilinde kalplere atılan tohum!

Selam olsun,

Ey göz aydınlığı, gönül gülşeni!

Selam olsun sana,

Ey büyüyecek olan!

...

Büyü ve

Bir kardelen gibi yetiş kışımıza

Cemre olup düş havamıza

Suyumuza ve toprağımıza

Çorak coğrafyamız dursun bahara

Bülbüller ötsün kurumuş bağımızda

Ve sen çocuk,

Doğmamaya ant içmiş şafağın

Sarılıp boğazına,

Müjdesini ver nurlu sabahın

Hira’dan ve Ebu Kubeys tepesinden

Işık taşı, uzayan ve yoran gecemize

Büyü çocuk!

Büyü ki sönsün mumlarımız

Büyü ki yeşersin umutlarımız

Büyü ki tazelensin sevdalarımız

Büyü çocuk!

Tebessüm olup yüzümüze

Destan olup dilimize

Müjde olup sözümüze

Fer olup gözümüze

Derman olup dizimize düş,

Büyü çocuk!

Sevincimiz tekbirlere

Coşkumuz zafer marşlarına karışsın

Bayram geldi sansın sesimizi duyanlar

Sen büyü ki bayram gibi yaşansın bayramlar

...

Büyü çocuk!

Kendin için olmasa bile, bizim için,

Duadan nasır tutmuş avuçlarıyla seni yakaran

Gecenin koynuna bir umut diye seni saklayan

Uzun voltalarda seni konuşan Yusuflar için

Büyü çocuk!

Bir enkaz başında, çaresizce bekleyen babalar için

Dağlardan kekik toplamayı unutmuş

Sokaklardan ceset parçaları toplayan analar için

Sabrıyla, sabrı utandıran mazlumlar için

Büyü çocuk!

Elinde mavzeri, yorgun gözlerle ufka bakan yiğitler için

Kalbi kırık, Muhammed çiçeği yetimler için

Görüş kabinlerinde büyüyen küçük mahpuslar için

Vuslata kurulu, sevdalı yürekler için

Büyü çocuk!

Âl-i Selül işgalinde Kâbe için

Esaret altında Aksa için

Dinmeyen sızı Halep için

Hikmet gülleri solan Yemen için

Ve kibirli uçakların ölüm kustuğu

Rakka için, İdlip için, Bağuz için

Feryadı asumanı saran Arakan için

İlme hasret Bağdat için

Büyü çocuk!

Zulmü temsil eden şu yüksek duvarları

Kedilerin aslanların başında beklediği şu çirkin zindanları

Ve ardı ardına kapanan şu soğuk kapıları

El-Fettah olanın adıyla aç,

Baharı avuçlayıp dağlarından yurdumun

Bahara hasret hücrelere taşı

Demir ve betonun küfüne inat

Kasımpatı, ıhlamur, peygamber çiçeği koksun ellerin,

Büyü çocuk!

Büyü ki ayaklansın virane şehirlerimiz

Gaz değil, pide koksun iftar vakti caddelerimiz

Mütebessim babalarla şenlensin evlerimiz

Papatyadan taç örsün çocuklarına annelerimiz

Bilirim, kalp kırıklığı geçmez yetimin

Ama büyü ki yürekten gülsün yetimlerimiz

Görüş kabinlerinde büyümesin çocuklarımız

Allah için büyü, büyü ki;

Kavuşsun dikenli tellere takılan sevdalarımız

Büyü çocuk!

Siyahlar giyinse de

Taze bir gelin gibi şen olsun Kâbe

Etrafına dikili Kapitalizm putları yıkılsın

Lat’ın, Menat’ın ve Âl-i Selül’ün yüzü kararsın

Büyü ki; Muhammed’in yüzü

Ayın on dördü gibi aydınlansın,

Büyü çocuk!

Davud’un Zebur’undan bir zikir tuttursun Aksa’nın kırlangıçları

Başını dayadı mı bir şair eşiğine

İnilti duymasın,

Alnından öpsün secdeye varan misafirlerini

Alnından öpsün mübarek topraklar

Nurettin minberine çıksın bir Selahattin

‘O büyüdü ve bitti’ desin

Ve bitsin utanç içindeki esaretimiz

...

Dinle çocuk!

Dinle ey yaklaşmakta olan!

Sana selam edenden dinle,

Seni müjdeleyenden dinle,

Büyümen bize bahar, onlara matem olacak

Kim mi onlar?

Meydanlarda Rahman’ın

Kapalı kapılar ardında şeytan ayetleri okuyan siyasetçiler mesela,

Rezidanslarda arınan, gökdelenlerde ihale kovalayan züht ehli şeyhler mesela,

Tiyatrocu olacakken ekran vaizi olmuş şaklabanlar mesela,

Her yıl iki umreyi, iki de işçi öldürmeyi aksatmayan mücahid müteahhitler,

Sevinmeyecek mesela;

Üç yüz bir lira fazla kazanmak için, üç yüz bir insanı diri diri toprağa gömenler,

Babası zengin diye, cinayet işleme özgürlüğü olan züppeler,

Sevinmeyecek mesela

Gözleri aydınlığa kör

Kulakları hakka sağır

Vicdanları zulme duyarsız yarasalar,

Vatan millet naraları atıp

Çocuklarını askerden muaf tutanlar

Vatan kurban istiyorsa;

Ölümü asgari ücretlilere layık bulanlar,

Sen büyüme diye tuzaklar kuracak

Dağları yerinden oynatan hileye başvuracak

Ekini ve nesli ifsad edecek

Mallarını bu yolda harcayacaklar,

Onlar yenilecek çocuk,

Yenilecek ve cehenneme sürülecekler

...

Dinle çocuk!

Dinle ey gözlenen!

Dinle ey yaklaşmakta olan!

Büyüyecek ve dikileceksin Firavun karşısına

Elinde asası olacak Musa Peygamberin,

Nemrud’un sarayını yakacaksın İbrahim ateşiyle

Yandıkça selamete ersin diye insanlık,

Muhammed’in sözü büyüyecek dilinde

Bir daha, bir daha güneş doğacak

‘Ben okuma bilmem’ diyen mustazafların eliyle,

Sonra,

...

DAHA FAZLA GÖSTER

DAHA AZ GÖSTER

0 YORUM:
Yorumlar
Ebu Hanzala Hoca'nın şiiri:

 

Büyü Çocuk

 

Selam olsun sana,

Ey beklenen!

Selam olsun sana,

Ey gözlenen!

Selam olsun,

Ey şehidin yaktığı meşâle!

Selam olsun,

Ey dualara nakşedilen umut!

Selam olsun,

Ey davetçilerin dilinde kalplere atılan tohum!

Selam olsun,

Ey göz aydınlığı, gönül gülşeni!

Selam olsun sana,

Ey büyüyecek olan!

...

Büyü ve

Bir kardelen gibi yetiş kışımıza

Cemre olup düş havamıza

Suyumuza ve toprağımıza

Çorak coğrafyamız dursun bahara

Bülbüller ötsün kurumuş bağımızda

Ve sen çocuk,

Doğmamaya ant içmiş şafağın

Sarılıp boğazına,

Müjdesini ver nurlu sabahın

Hira’dan ve Ebu Kubeys tepesinden

Işık taşı, uzayan ve yoran gecemize

Büyü çocuk!

Büyü ki sönsün mumlarımız

Büyü ki yeşersin umutlarımız

Büyü ki tazelensin sevdalarımız

Büyü çocuk!

Tebessüm olup yüzümüze

Destan olup dilimize

Müjde olup sözümüze

Fer olup gözümüze

Derman olup dizimize düş,

Büyü çocuk!

Sevincimiz tekbirlere

Coşkumuz zafer marşlarına karışsın

Bayram geldi sansın sesimizi duyanlar

Sen büyü ki bayram gibi yaşansın bayramlar

...

Büyü çocuk!

Kendin için olmasa bile, bizim için,

Duadan nasır tutmuş avuçlarıyla seni yakaran

Gecenin koynuna bir umut diye seni saklayan

Uzun voltalarda seni konuşan Yusuflar için

Büyü çocuk!

Bir enkaz başında, çaresizce bekleyen babalar için

Dağlardan kekik toplamayı unutmuş

Sokaklardan ceset parçaları toplayan analar için

Sabrıyla, sabrı utandıran mazlumlar için

Büyü çocuk!

Elinde mavzeri, yorgun gözlerle ufka bakan yiğitler için

Kalbi kırık, Muhammed çiçeği yetimler için

Görüş kabinlerinde büyüyen küçük mahpuslar için

Vuslata kurulu, sevdalı yürekler için

Büyü çocuk!

Âl-i Selül işgalinde Kâbe için

Esaret altında Aksa için

Dinmeyen sızı Halep için

Hikmet gülleri solan Yemen için

Ve kibirli uçakların ölüm kustuğu

Rakka için, İdlip için, Bağuz için

Feryadı asumanı saran Arakan için

İlme hasret Bağdat için

Büyü çocuk!

Zulmü temsil eden şu yüksek duvarları

Kedilerin aslanların başında beklediği şu çirkin zindanları

Ve ardı ardına kapanan şu soğuk kapıları

El-Fettah olanın adıyla aç,

Baharı avuçlayıp dağlarından yurdumun

Bahara hasret hücrelere taşı

Demir ve betonun küfüne inat

Kasımpatı, ıhlamur, peygamber çiçeği koksun ellerin,

Büyü çocuk!

Büyü ki ayaklansın virane şehirlerimiz

Gaz değil, pide koksun iftar vakti caddelerimiz

Mütebessim babalarla şenlensin evlerimiz

Papatyadan taç örsün çocuklarına annelerimiz

Bilirim, kalp kırıklığı geçmez yetimin

Ama büyü ki yürekten gülsün yetimlerimiz

Görüş kabinlerinde büyümesin çocuklarımız

Allah için büyü, büyü ki;

Kavuşsun dikenli tellere takılan sevdalarımız

Büyü çocuk!

Siyahlar giyinse de

Taze bir gelin gibi şen olsun Kâbe

Etrafına dikili Kapitalizm putları yıkılsın

Lat’ın, Menat’ın ve Âl-i Selül’ün yüzü kararsın

Büyü ki; Muhammed’in yüzü

Ayın on dördü gibi aydınlansın,

Büyü çocuk!

Davud’un Zebur’undan bir zikir tuttursun Aksa’nın kırlangıçları

Başını dayadı mı bir şair eşiğine

İnilti duymasın,

Alnından öpsün secdeye varan misafirlerini

Alnından öpsün mübarek topraklar

Nurettin minberine çıksın bir Selahattin

‘O büyüdü ve bitti’ desin

Ve bitsin utanç içindeki esaretimiz

...

Dinle çocuk!

Dinle ey yaklaşmakta olan!

Sana selam edenden dinle,

Seni müjdeleyenden dinle,

Büyümen bize bahar, onlara matem olacak

Kim mi onlar?

Meydanlarda Rahman’ın

Kapalı kapılar ardında şeytan ayetleri okuyan siyasetçiler mesela,

Rezidanslarda arınan, gökdelenlerde ihale kovalayan züht ehli şeyhler mesela,

Tiyatrocu olacakken ekran vaizi olmuş şaklabanlar mesela,

Her yıl iki umreyi, iki de işçi öldürmeyi aksatmayan mücahid müteahhitler,

Sevinmeyecek mesela;

Üç yüz bir lira fazla kazanmak için, üç yüz bir insanı diri diri toprağa gömenler,

Babası zengin diye, cinayet işleme özgürlüğü olan züppeler,

Sevinmeyecek mesela

Gözleri aydınlığa kör

Kulakları hakka sağır

Vicdanları zulme duyarsız yarasalar,

Vatan millet naraları atıp

Çocuklarını askerden muaf tutanlar

Vatan kurban istiyorsa;

Ölümü asgari ücretlilere layık bulanlar,

Sen büyüme diye tuzaklar kuracak

Dağları yerinden oynatan hileye başvuracak

Ekini ve nesli ifsad edecek

Mallarını bu yolda harcayacaklar,

Onlar yenilecek çocuk,

Yenilecek ve cehenneme sürülecekler

...

Dinle çocuk!

Dinle ey gözlenen!

Dinle ey yaklaşmakta olan!

Büyüyecek ve dikileceksin Firavun karşısına

Elinde asası olacak Musa Peygamberin,

Nemrud’un sarayını yakacaksın İbrahim ateşiyle

Yandıkça selamete ersin diye insanlık,

Muhammed’in sözü büyüyecek dilinde

Bir daha, bir daha güneş doğacak

‘Ben okuma bilmem’ diyen mustazafların eliyle,

Sonra,

...

">