Kendi Yörüngesinde Dönen Çark SİSTEM | Tevhid Dergisi

183

Kendi Yörüngesinde Dönen Çark; Sistem | Başyazı | Sesli Makale

 

Mayıs 2012 tarihinde yayınlanan bu makalede;

15 Temmuz yaşanmadan önce 12 Eylül ve 28 Şubat darbeleri mercek altına alınıyor.

 

Önce 12 Eylül, sonra 28 Şubat…

 

Gündem darbelerle hesaplaşma üzerine işliyor. Doksan yıldır ülke gündemini darbeler ve sonrası meşgul etti.

 

Geriye doğru bakılacak olursa; Türkiye tarihi darbe ve tasfiyeler tarihidir. Cumhuriyetin kendisi bir darbedir. Atatürk ve ekibi hilafeti ilğa edip, cumhuriyeti ilan etmekle, yeni düzeni darbe üzerine kurmuştu.

 

Takrir-i Sükûn, Şark ıslah kanunu, İzmir suikastı darbe sonrası tasfiye için kullanılmıştı. Reformlar adı altında din hayattan silinmiş, muhalifler birer birer tasfiyeye uğramıştı. Büyük savaşlarda bitap düşmüş halk sindirilmişti. Bu hal 25 yıl kadar sürmüştü. İslam işlemez hale gelmişti. Darbeyi yapan azınlık, ülke kaynaklarını sömürerek lüks bir hayat yaşarken halk sefalet içinde idi.

 

Bu dönemde demokrat parti sahneye çıktı. İlk seçimi ezici bir üstünlükle kazandılar.

 

Halkın bu denli teveccüh etmesinin nedeni 25 yıllık baskıydı. Ancak 10 yıl içerisinde 27 Mayıs darbesiyle, Menderes hükümeti devrilmişti. Düzelen ekonomi birilerinin iştahını kabartmıştı. Kendisini sistemin asıl sahibi görenler yönetime el koymuştu.

 

On yıllık birikim bu zümre tarafından talan edilmiş, baskı günleri başlamış, halk sıkıntılı günlere geri dönmüştü. İlginç olan; kurucu darbede olduğu gibi, darbe öncesi siyasi gerilim oluşturulmuş, halk tedirgin edilmişti. İnsanlar ‘ne olacaksa olsun’ haleti ruhiyesine getirilmiş ve ilk darbede olduğu gibi ekonomi, azınlık tarafından talan edilmiş, muhalifler idam, sürgün, zindan yöntemiyle tasfiye edilmişti.

 

Bu hal yirmi yıl kadar sürmüş, ülkede kaos ve siyasi gerilim hakim olmuştu. Halk psikolojik olarak ‘ne olacaksa olsun’ durumundaydı. Kendisini ülkenin sahibi gören Kenan Evren ve ekibi yönetime el koymuş, kaynaklar talana uğramıştı. Yüz yetmiş ton altının kayıp olduğu işin bilinen kısmıydı. Muhalifler bir önceki darbede olduğu gibi en acımasız yöntemlerle tasfiye edilmişti.

 

Yine sağ ve muhafazakar partiler sahneye çıkmış, halkın ciddi teveccühünü kazanmıştı. Özal ile başlayan rahatlık Erbakan ile zirveye ulaşmıştı. Ekonomi düze çıkmış halk kısmen rahatlamıştı. Bu dönemde öncekilerden ismen farklı, içerik ve işlev olarak daha tehlikeli olan 28 Şubat post-modern darbesi gerçekleşmişti.

 

Bankalar hortumlanmış, bilinen kısmı için 300 milyar dolardan söz ediliyordu. Savunma sanayi ihalelerinde 100 milyarlarca dolar devletin kasasından karşılıksız çıkmış, müthiş bir psikolojik harp başlamıştı.

 

Muhaliflerin itibarları yerle bir edilerek tasfiye ediliyordu. Muhalif sesler basında linç ediliyor, her türlü iftira çökertilmiş, beyaz Türkler hortum, ihale vb. yöntemlerle eski güçlerine kavuşmuşlardı. Bu vurgun 2001 ekonomik kriziyle sonuçlanmıştı.

 

Akabinde sağ ve muhafazakar parti olan AKP sahneye çıktı. 10 yıl içerisinde ülke ekonomisi düzeldi. Demokrasi, insan hakları sloganları tekrar gündemin ana maddesini oluşturdu.

 

Bugün, düne ne kadar da benziyor!! Adnan Menderes ne kadar da rahattı. Kendisine ihbar edilen darbe girişimi ile ilgilenememişti. Ülkeyi nereden alıp nereye getirmişti, darbe için hiç bir neden yoktu.

 

12 Eylül de askerci, vatancı ülkücüler darbeyle şoke olmuştu. ‘Zihniyetimiz iktidarda, biz ise cezaevlerindeyiz’ diyerek ağlıyorlardı. Oysa onlar bu ülke için hem ölmüş hem de öldürmüşlerdi.

 

Şimdikilerin selefi, Erbakan da rahattı. Ekonomi rahatlamış, halk destek vermişti. Hem radikal savrulmayı, İran türü bir inkılabı engellemiş sisteme en büyük hizmeti ifa etmişti. İslami çalışmaları, siyasi sahaya çekmişti, niye darbe olsundu ki(!)

 

Bu Allah’ın (svt) değişmez kanunlarındandır. Dünya karşılığında dinini satanlar ve yaptıklarını dinin maslahatı için meşru görenlere, dünyada rezillik, ahirette elim verici azap vardır.

 

ÖNEMLİ BÖLÜMLER

00:29 Türkiye tarihi darbe ve tasfiyeler tarihidir

00:35 Cumhuriyetin kendisi bir darbedir

01:24 Demokrat partinin ortaya çıkışı

02:54 Sağ partilerin sahneye çıkışı: Özal ve Erbakan

03:10  28 Şubat postmodern darbesi

03:51 2001 ekonomik krizinin asıl sebebi ve AKP’nin ortaya çıkışı

05:17 Allah’ın (svt) değişmez kanunu: Sünnetullah

05:51 Müşriklerin yöneticilik teklifine Allah Resulü’nün (sav) cevabı

08:13 Feytullah Gülen cemaatinin içler acısı hali

09:05 Eğitim reformu: Kur’an ve siyerin seçmeli ders olması

09:28 Sistem: Kendi yörüngesinde dönen bir çarktır.

09:56  28 Şubat öncesine dönmek

11:00 AKP’nin sevincinin son bulacak olması

 

Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına…

 

Kanalımıza Destek Olmak İçin;

https://tek.link/LLc4

 

Ebu Hanzala Hoca Kanalı için;

https://tek.link/LLc1

 

Tevhid Meali İçin:

https://tevhidmeali.com/

 

Bütün Videoları İzlemek İçin;

https://tevhiddersleri.org/

 

Dergilerimiz ve Kitaplarımıza Ulaşmak İçin:

http://tevhiddergisi.org/

 

Sorularınız İçin:

[email protected]

 

#Sistem #DarbelerTarihi #TevhidDergisi #TevhidDersleri

DAHA FAZLA GÖSTER

DAHA AZ GÖSTER

0 YORUM:
Yorumlar
Kendi Yörüngesinde Dönen Çark; Sistem | Başyazı | Sesli Makale

 

Mayıs 2012 tarihinde yayınlanan bu makalede;

15 Temmuz yaşanmadan önce 12 Eylül ve 28 Şubat darbeleri mercek altına alınıyor.

 

Önce 12 Eylül, sonra 28 Şubat…

 

Gündem darbelerle hesaplaşma üzerine işliyor. Doksan yıldır ülke gündemini darbeler ve sonrası meşgul etti.

 

Geriye doğru bakılacak olursa; Türkiye tarihi darbe ve tasfiyeler tarihidir. Cumhuriyetin kendisi bir darbedir. Atatürk ve ekibi hilafeti ilğa edip, cumhuriyeti ilan etmekle, yeni düzeni darbe üzerine kurmuştu.

 

Takrir-i Sükûn, Şark ıslah kanunu, İzmir suikastı darbe sonrası tasfiye için kullanılmıştı. Reformlar adı altında din hayattan silinmiş, muhalifler birer birer tasfiyeye uğramıştı. Büyük savaşlarda bitap düşmüş halk sindirilmişti. Bu hal 25 yıl kadar sürmüştü. İslam işlemez hale gelmişti. Darbeyi yapan azınlık, ülke kaynaklarını sömürerek lüks bir hayat yaşarken halk sefalet içinde idi.

 

Bu dönemde demokrat parti sahneye çıktı. İlk seçimi ezici bir üstünlükle kazandılar.

 

Halkın bu denli teveccüh etmesinin nedeni 25 yıllık baskıydı. Ancak 10 yıl içerisinde 27 Mayıs darbesiyle, Menderes hükümeti devrilmişti. Düzelen ekonomi birilerinin iştahını kabartmıştı. Kendisini sistemin asıl sahibi görenler yönetime el koymuştu.

 

On yıllık birikim bu zümre tarafından talan edilmiş, baskı günleri başlamış, halk sıkıntılı günlere geri dönmüştü. İlginç olan; kurucu darbede olduğu gibi, darbe öncesi siyasi gerilim oluşturulmuş, halk tedirgin edilmişti. İnsanlar ‘ne olacaksa olsun’ haleti ruhiyesine getirilmiş ve ilk darbede olduğu gibi ekonomi, azınlık tarafından talan edilmiş, muhalifler idam, sürgün, zindan yöntemiyle tasfiye edilmişti.

 

Bu hal yirmi yıl kadar sürmüş, ülkede kaos ve siyasi gerilim hakim olmuştu. Halk psikolojik olarak ‘ne olacaksa olsun’ durumundaydı. Kendisini ülkenin sahibi gören Kenan Evren ve ekibi yönetime el koymuş, kaynaklar talana uğramıştı. Yüz yetmiş ton altının kayıp olduğu işin bilinen kısmıydı. Muhalifler bir önceki darbede olduğu gibi en acımasız yöntemlerle tasfiye edilmişti.

 

Yine sağ ve muhafazakar partiler sahneye çıkmış, halkın ciddi teveccühünü kazanmıştı. Özal ile başlayan rahatlık Erbakan ile zirveye ulaşmıştı. Ekonomi düze çıkmış halk kısmen rahatlamıştı. Bu dönemde öncekilerden ismen farklı, içerik ve işlev olarak daha tehlikeli olan 28 Şubat post-modern darbesi gerçekleşmişti.

 

Bankalar hortumlanmış, bilinen kısmı için 300 milyar dolardan söz ediliyordu. Savunma sanayi ihalelerinde 100 milyarlarca dolar devletin kasasından karşılıksız çıkmış, müthiş bir psikolojik harp başlamıştı.

 

Muhaliflerin itibarları yerle bir edilerek tasfiye ediliyordu. Muhalif sesler basında linç ediliyor, her türlü iftira çökertilmiş, beyaz Türkler hortum, ihale vb. yöntemlerle eski güçlerine kavuşmuşlardı. Bu vurgun 2001 ekonomik kriziyle sonuçlanmıştı.

 

Akabinde sağ ve muhafazakar parti olan AKP sahneye çıktı. 10 yıl içerisinde ülke ekonomisi düzeldi. Demokrasi, insan hakları sloganları tekrar gündemin ana maddesini oluşturdu.

 

Bugün, düne ne kadar da benziyor!! Adnan Menderes ne kadar da rahattı. Kendisine ihbar edilen darbe girişimi ile ilgilenememişti. Ülkeyi nereden alıp nereye getirmişti, darbe için hiç bir neden yoktu.

 

12 Eylül de askerci, vatancı ülkücüler darbeyle şoke olmuştu. ‘Zihniyetimiz iktidarda, biz ise cezaevlerindeyiz’ diyerek ağlıyorlardı. Oysa onlar bu ülke için hem ölmüş hem de öldürmüşlerdi.

 

Şimdikilerin selefi, Erbakan da rahattı. Ekonomi rahatlamış, halk destek vermişti. Hem radikal savrulmayı, İran türü bir inkılabı engellemiş sisteme en büyük hizmeti ifa etmişti. İslami çalışmaları, siyasi sahaya çekmişti, niye darbe olsundu ki(!)

 

Bu Allah’ın (svt) değişmez kanunlarındandır. Dünya karşılığında dinini satanlar ve yaptıklarını dinin maslahatı için meşru görenlere, dünyada rezillik, ahirette elim verici azap vardır.

 

ÖNEMLİ BÖLÜMLER

00:29 Türkiye tarihi darbe ve tasfiyeler tarihidir

00:35 Cumhuriyetin kendisi bir darbedir

01:24 Demokrat partinin ortaya çıkışı

02:54 Sağ partilerin sahneye çıkışı: Özal ve Erbakan

03:10  28 Şubat postmodern darbesi

03:51 2001 ekonomik krizinin asıl sebebi ve AKP’nin ortaya çıkışı

05:17 Allah’ın (svt) değişmez kanunu: Sünnetullah

05:51 Müşriklerin yöneticilik teklifine Allah Resulü’nün (sav) cevabı

08:13 Feytullah Gülen cemaatinin içler acısı hali

09:05 Eğitim reformu: Kur’an ve siyerin seçmeli ders olması

09:28 Sistem: Kendi yörüngesinde dönen bir çarktır.

09:56  28 Şubat öncesine dönmek

11:00 AKP’nin sevincinin son bulacak olması

 

Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına…

 

Kanalımıza Destek Olmak İçin;

https://tek.link/LLc4

 

Ebu Hanzala Hoca Kanalı için;

https://tek.link/LLc1

 

Tevhid Meali İçin:

https://tevhidmeali.com/

 

Bütün Videoları İzlemek İçin;

https://tevhiddersleri.org/

 

Dergilerimiz ve Kitaplarımıza Ulaşmak İçin:

http://tevhiddergisi.org/

 

Sorularınız İçin:

[email protected]om

 

#Sistem #DarbelerTarihi #TevhidDergisi #TevhidDersleri

">