İslami yapılarda itikadi menheci ve ahlaki çözülmelerin nedenleri nelerdir? Halis Hoca (Ebu Hanzala)

97

İslami yapılardaki itikadi, menheci ve ahlaki çözülmelerin nedenleri nelerdir? - Halis Hoca (Ebu Hanzala)

 

Sesli makale olarak Tevhid Dergisi'nin 78. sayısı başyazısından hazırlanan bu videoda,  Halis Hoca (Ebu Hanzala) İslam toplumundaki çözülmelerin nedenlerini anlatıyor.

 

İtikadi, menhecî ve ahlaki bozulmayı anlamanın en etkili yolu, Kur'an'ı düşünerek, tertil üzere okumaktır.

 

Özellikle Yahudi ve Hristiyanları anlatan ayetler, konulu okumaya tabi tutulursa bu sorunun cevabı tüm yönleriyle ortaya çıkar. Her ne kadar iki toplulukta itikadi, ahlaki ve menhecî olarak sapsa da; Yahudiler ahlaki ve menhecî, Hristiyanlar ise itikadi sapmayı temsil ediyorlar. Bu konuyu anlamak için klasik tefsirler yerine İsrailiyattan uzak “Fi zilal, Tefhimu'l Kur'an, Tefsiru'l Hadis…" gibi eserlerden istifade edilmelidir.

 

İtikadi, ahlaki, menhecî çözülmelerin nedenleri:

1. Anlamadan kabul etmek

2. İtikadı başkasına emanet etmek veya göreceli meseleleri emanet edememek

3. Haramın toplumsallaşması ve emr-i bi'l ma'rufun bitmesi

4. Aynileşme/yaşamın rutinleşmesi

5. Davanın belli şahıslara mal olması

 

1. Anlamadan kabul etmek:

 

İnsan kabul ettiği akideyi ve menheci iyi anladığından emin olmalıdır. Çünkü akide ve menhec tüm hayatı etkileyen birer temel vazifesi görürler. Kulluğumuz, İslami çalışmalarımız, olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler bu iki temel üzere yükselir.

İnsan, kabullerini iyi kontrol etmelidir. Zira her kabul Allah'a verilen bir sözdür ve sözlerimizden imtihana tabi tutulacağız.

 

2. İtikadı başkasına emanet etmek veya göreceli meseleleri emanet edememek:

 

Çözülme nedenlerinden biri; itikad ve menheci başkalarına emanet etmedir. Bizim yerimize onlar inanır, onlar düşünür, onlar karar verirler. "Ağabeyim bilir, hocam bilir, şeyhim bilir..." hastalığı yani. Daha doğru bir ifadeyle "...Din bilginlerini ve abidlerini Rab edinme"! (9/Tevbe 31)

 

Her insan itikadı ve menheci delilleriyle bilmeli, tüm yönleriyle anlamaya çalışmalıdır. Din, kimseye emanet edilmez, vekalet kabul etmez. Dinini bir başkasına emanet eden veya şeyhini/hocasını dinine vekil kılan sapıtmıştır.

 

İslami çalışmada bir başkasına emanet edilecek tek şey, göreceli meselelerde karar verme yetkisidir. İki meşru arasında tercih yaparken, ilim ve tecrübe sahibi insanlar karar verir, bizler uygularız.

 

3. Haramın toplumsallaşması ve emr-i bi'l ma'rufun bitmesi

 

Ehl-i kitapla ilgili Kur'an şu ayetleri kaydeder:

 

"Onların birçoğunu günah, düşmanlık ve rüşvet/haram yemede (birbirleriyle) yarışırken görürsün. Yaptıkları ne kötü bir şeydir. Rabbanilerin ve din bilginlerinin onları günah olan sözden ve rüşvet/haram yemekten sakındırması gerekmez miydi? (Âlimlerin ve yöneticilerin iyiliği emredip kötülükten alıkoymagörevini terk ederek) yaptıkları şey ne kötüdür."(5/Mâide, 62-63)

 

Bir haramın toplumsallaşması; meşrulaşması ve insanların alenen onu işlemesidir. Şayet âlimlerde bu duruma susuyor ve uyarıda bulunmuyorsa; toplum helakın eşiğine gelmiştir.

 

"Yahudiler: 'Allah'ın eli bağlanmıştır/eli sıkı bir cimridir.' dediler…"

Günah, düşmanlık ve rüşvet yemeyle başlayan ahlaki hastalıklar âlimlerin susmasıyla meşrulaşmış, bir adım sonra Allah'ı (cc) cimrilikle suçlayan itikadi bir hastalığa dönüşmüştür.

 

Dikkat ettiyseniz burada kilit nokta emr-i bi'l ma'ruf nehy-i ani'l münkerdir...

 

4. Aynileşme/yaşamın rutinleşmesi

 

İslam, mücadele dinidir. Onun müntesipleri tüm insanlık için çıkarılmış için en hayırlı ümmettirler. Onlar yer yüzünde Allah'ın şahitleridirler. Allah yolunda hakkıyla cihat ederler. Nefisle, şeytanla, tağutlarla, Allah'ın yolundan alıkoyan zalimlerle…(Bk.2/Bakara, 143; 3/Âl-i İmran, 110; 9/Tevbe, 29; 22/Hac, 78)

 

İnsan rutinleşen şeyden sıkılır. Bu, dinî yaşam olsa da mı? Evet, insan rutinleşmiş bir dinî yaşamdan da sıkılır, bıkar. Dinden; kulluktan, mücadeleden lezzet almaz olur. Yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Bu noktada insan yeni arayışlar içine girer. Aslında mesele gayet basittir: Durgun su kokar…

 

5. Davanın belli şahıslara mal olması

Her davanın bir lideri ve öncü şahsiyetleri olur. Bunlar davayı temsil eder, kardeşlerine güven verir. Ancak dava bunlara mal olur ve insanlar uzaktan izleyen, alkışlayan, övünen pozisyona düşerse çözülme başlar. Çünkü işin kaderinde bu vardır. "Siz Allah'ı korursanız Allah da sizi korur." Siz davaya sahip çıkarsanız davanız size sahip çıkar.  Sizi kurtaracak şey; emeğiniz, fedakârlığınız, adanmışlığınızdır.

 

Cezaevinde olan Halis Hoca'mıza (Ebu Hanzala) soru sormak için videonun yorum kısmına yazabilir veyahut kendisine doğrudan mektup gönderebilirsiniz.

 

İletişim/Mail adresi: [email protected]

Ebu Hanzala Hoca'mızın mektup adresi: "Halis Bayancuk - Silivri Kapalı Cezaevi (9 No'lu) - Silivri / İSTANBUL"

 

Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına…

 

Kanalımız hakkında bilgiler ve sosyal medya hesaplarımız:

https://goo.gl/SCgA6E

 

Haberdar Kalmak için, Abonelik:

https://goo.gl/gJenWY

 

#EbuHanzala #TevhidDersleri #HalisHoca #TevhidDergisi #Seslimakale

DAHA FAZLA GÖSTER

DAHA AZ GÖSTER

0 YORUM:
Yorumlar
İslami yapılardaki itikadi, menheci ve ahlaki çözülmelerin nedenleri nelerdir? - Halis Hoca (Ebu Hanzala)

 

Sesli makale olarak Tevhid Dergisi'nin 78. sayısı başyazısından hazırlanan bu videoda,  Halis Hoca (Ebu Hanzala) İslam toplumundaki çözülmelerin nedenlerini anlatıyor.

 

İtikadi, menhecî ve ahlaki bozulmayı anlamanın en etkili yolu, Kur'an'ı düşünerek, tertil üzere okumaktır.

 

Özellikle Yahudi ve Hristiyanları anlatan ayetler, konulu okumaya tabi tutulursa bu sorunun cevabı tüm yönleriyle ortaya çıkar. Her ne kadar iki toplulukta itikadi, ahlaki ve menhecî olarak sapsa da; Yahudiler ahlaki ve menhecî, Hristiyanlar ise itikadi sapmayı temsil ediyorlar. Bu konuyu anlamak için klasik tefsirler yerine İsrailiyattan uzak “Fi zilal, Tefhimu'l Kur'an, Tefsiru'l Hadis…" gibi eserlerden istifade edilmelidir.

 

İtikadi, ahlaki, menhecî çözülmelerin nedenleri:

1. Anlamadan kabul etmek

2. İtikadı başkasına emanet etmek veya göreceli meseleleri emanet edememek

3. Haramın toplumsallaşması ve emr-i bi'l ma'rufun bitmesi

4. Aynileşme/yaşamın rutinleşmesi

5. Davanın belli şahıslara mal olması

 

1. Anlamadan kabul etmek:

 

İnsan kabul ettiği akideyi ve menheci iyi anladığından emin olmalıdır. Çünkü akide ve menhec tüm hayatı etkileyen birer temel vazifesi görürler. Kulluğumuz, İslami çalışmalarımız, olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler bu iki temel üzere yükselir.

İnsan, kabullerini iyi kontrol etmelidir. Zira her kabul Allah'a verilen bir sözdür ve sözlerimizden imtihana tabi tutulacağız.

 

2. İtikadı başkasına emanet etmek veya göreceli meseleleri emanet edememek:

 

Çözülme nedenlerinden biri; itikad ve menheci başkalarına emanet etmedir. Bizim yerimize onlar inanır, onlar düşünür, onlar karar verirler. "Ağabeyim bilir, hocam bilir, şeyhim bilir..." hastalığı yani. Daha doğru bir ifadeyle "...Din bilginlerini ve abidlerini Rab edinme"! (9/Tevbe 31)

 

Her insan itikadı ve menheci delilleriyle bilmeli, tüm yönleriyle anlamaya çalışmalıdır. Din, kimseye emanet edilmez, vekalet kabul etmez. Dinini bir başkasına emanet eden veya şeyhini/hocasını dinine vekil kılan sapıtmıştır.

 

İslami çalışmada bir başkasına emanet edilecek tek şey, göreceli meselelerde karar verme yetkisidir. İki meşru arasında tercih yaparken, ilim ve tecrübe sahibi insanlar karar verir, bizler uygularız.

 

3. Haramın toplumsallaşması ve emr-i bi'l ma'rufun bitmesi

 

Ehl-i kitapla ilgili Kur'an şu ayetleri kaydeder:

 

"Onların birçoğunu günah, düşmanlık ve rüşvet/haram yemede (birbirleriyle) yarışırken görürsün. Yaptıkları ne kötü bir şeydir. Rabbanilerin ve din bilginlerinin onları günah olan sözden ve rüşvet/haram yemekten sakındırması gerekmez miydi? (Âlimlerin ve yöneticilerin iyiliği emredip kötülükten alıkoymagörevini terk ederek) yaptıkları şey ne kötüdür."(5/Mâide, 62-63)

 

Bir haramın toplumsallaşması; meşrulaşması ve insanların alenen onu işlemesidir. Şayet âlimlerde bu duruma susuyor ve uyarıda bulunmuyorsa; toplum helakın eşiğine gelmiştir.

 

"Yahudiler: 'Allah'ın eli bağlanmıştır/eli sıkı bir cimridir.' dediler…"

Günah, düşmanlık ve rüşvet yemeyle başlayan ahlaki hastalıklar âlimlerin susmasıyla meşrulaşmış, bir adım sonra Allah'ı (cc) cimrilikle suçlayan itikadi bir hastalığa dönüşmüştür.

 

Dikkat ettiyseniz burada kilit nokta emr-i bi'l ma'ruf nehy-i ani'l münkerdir...

 

4. Aynileşme/yaşamın rutinleşmesi

 

İslam, mücadele dinidir. Onun müntesipleri tüm insanlık için çıkarılmış için en hayırlı ümmettirler. Onlar yer yüzünde Allah'ın şahitleridirler. Allah yolunda hakkıyla cihat ederler. Nefisle, şeytanla, tağutlarla, Allah'ın yolundan alıkoyan zalimlerle…(Bk.2/Bakara, 143; 3/Âl-i İmran, 110; 9/Tevbe, 29; 22/Hac, 78)

 

İnsan rutinleşen şeyden sıkılır. Bu, dinî yaşam olsa da mı? Evet, insan rutinleşmiş bir dinî yaşamdan da sıkılır, bıkar. Dinden; kulluktan, mücadeleden lezzet almaz olur. Yolunda gitmeyen bir şeyler vardır. Bu noktada insan yeni arayışlar içine girer. Aslında mesele gayet basittir: Durgun su kokar…

 

5. Davanın belli şahıslara mal olması

Her davanın bir lideri ve öncü şahsiyetleri olur. Bunlar davayı temsil eder, kardeşlerine güven verir. Ancak dava bunlara mal olur ve insanlar uzaktan izleyen, alkışlayan, övünen pozisyona düşerse çözülme başlar. Çünkü işin kaderinde bu vardır. "Siz Allah'ı korursanız Allah da sizi korur." Siz davaya sahip çıkarsanız davanız size sahip çıkar.  Sizi kurtaracak şey; emeğiniz, fedakârlığınız, adanmışlığınızdır.

 

Cezaevinde olan Halis Hoca'mıza (Ebu Hanzala) soru sormak için videonun yorum kısmına yazabilir veyahut kendisine doğrudan mektup gönderebilirsiniz.

 

İletişim/Mail adresi: [email protected]

Ebu Hanzala Hoca'mızın mektup adresi: "Halis Bayancuk - Silivri Kapalı Cezaevi (9 No'lu) - Silivri / İSTANBUL"

 

Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına…

 

Kanalımız hakkında bilgiler ve sosyal medya hesaplarımız:

https://goo.gl/SCgA6E

 

Haberdar Kalmak için, Abonelik:

https://goo.gl/gJenWY

 

#EbuHanzala #TevhidDersleri #HalisHoca #TevhidDergisi #Seslimakale

">