Tağut Nedir ve Özellikleri Nelerdir - La İlahe İllallah'ın Şartları 2 - Halis Hoca (Ebu Hanzala)

5492

Tağut Nedir ve Özellikleri Nelerdir - La İlahe İllallah'ın Şartları 2 - Halis Hoca (Ebu Hanzala)

 

La ilahe illallah’ın şartlarından biri olan tağutu inkarı anlayabilmek için tağut nedir ve tağutun özellikleri nelerdir sorusuna Kur’an ayetlerinden delillerle cevap veriliyor

 

TAĞUT NEDİR?

Dinde zorlama yoktur. Rüşd/Hak, batıldan (kesin bir biçimde) ayrılmıştır. Her kim (reddetmek, tekfir etmek, teberrî etmek suretiyle) tağutu inkâr eder ve Allah’a iman ederse kopması olmayan sapasağlam kulp (olan Kelime-i Tevhid’e) tutunmuş (ve İslam dinine girmiş) olur. Allah (işiten ve dualara icabet eden) Semi’, (her şeyi bilen) Alîm’dir. (2/Bakara, 256)

 

İslam’ın kopmaz kulpu Kelime-i Tevhid’dir. Kişinin Kelime-i Tevhid’in ehlinden olması ve söylediği Lailaheillallah’ın kendisine fayda sağlaması için iki şart zikredilmiştir: Tağutu inkâr ve Allah’a (cc) iman.

Tağut, Kur’âni bir kavram olup Kur’ân’da sekiz farklı ayette geçmektedir. İslam’ın en önemli kavramlarından olan tağutu reddetmek, tüm peygamberlerin ortak gündemidir. (Bk. 16/Nahl 36)

 

Kur’ân’a göre tağutun manaları

- Kur’ân’ın ölçüleri dışında ölçüler koyarak insanları vahyin aydınlığından küfrün karanlıklarına götüren geleneksel, dinî ya da siyasi bilgi kaynağı (2/Bakara, 257)

- Putlaştırılan, uğruna yaşanıp ölünen, dostluk ve düşmanlığın kendisine göre belirlendiği, meşruiyetini Allah’tan almayan değerler ve takip edilen yollar (4/Nîsa, 76)

- Allah’ın yasalarına muhalif kanun yapan ve insanları buna davet eden şahıslar ve kurumlar ile bunların koyduğu yasalar (4/Nîsa, 60)

- Allah’ın dışında ibadet edilen, Allah gibi sevilen, korkulan, gönülden itaat edilen canlı-cansız varlıklar (39/Zümer, 17).

Allah’a iman edip, tağutları reddetmeyen her insan tağuta iman etmiş, ona kul olmuş ve Allah’ı inkâr etmiştir. (Bk. 4/Nîsa, 51; 5/Mâide, 60)

 

TAĞUTUN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

 

1. Kafirlerin dostu olan tağut insanları aydınlıktan karanlıklara götüren her şeydir. İnsanı vahyin aydınlığından, imanın nurundan alıp küfrün, şirkin fıskın karanlıklarına götüren her şeydir:

 

Allah, iman edenlerin velisidir/dostudur. (Bu dostluğunun bir tecellisi olarak) onları (küfrün, şirkin) karanlıklarından (tevhidin ve imanın) aydınlığına çıkarır. Kâfirlerin velileriyse/dostlarıysa tağuttur. Onları (iman ve tevhidin) aydınlığından (küfrün ve şirkin) karanlıklarına çıkarırlar. Bunlar, ateşin ehlidir ve orada ebedî kalacaklardır. (2/Bakara, 257)

 

2. Tağut, kendisine Allah’ın dışında iman edilen şeylerdir:

 

Nisa suresi 51. ayette geçtiği üzere kafirlerin yolunun müminlerin yolundan daha doğru olduğu iddia edip kafirlerin yolunu tercih eden insanlar tağuta iman eden insanlardır.

 

Kendilerine Kitap’tan pay (ilim) verilen kimseleri görmedin mi? Onlar cibte ve tağuta iman ediyorlar ve kâfirler için: “Bunlar, müminlerden daha doğru bir yol üzeredir.” diyorlar. (4/Nisa, 51)

 

İbni Abbas (r.a) ayeti: “Cibt, taptıkları putlardır. Tağut ise putların önünde duran, putlar adına konuşan, toplumu yönetenlerdir.” diye tefsir etmiştir. (İbni Ebi Hatim, 5446, 5451) İbni Kuteybe (r.h), İbni Cerir Et-Taberi (r.h) ve dil âlimlerinden Zeccac (r.h): “Allah dışında yüceltilen ve ibadet edilen her varlık cibt ve tağuttur.” demişlerdir.

 

3. Tağut, Allah’ın hükmü dışında kendi anayasası, kanunu, mahkemesi olan sistemlerdir.

Tağut kendisine Allah’ın dışında muhakeme olunan şeylerdir:

 

Sana indirilene (Kur’ân) ve senden önce indirilen (Kitaplara) iman ettiğini zannedenleri görmedin mi? İnkâr etmekle emrolundukları hâlde tağuta muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan onları (hakka geri dönüşü zor) uzak bir saptırmayla saptırmak ister. (4/Nisa, 60)

 

Allah’ın (cc) şeriatını bir kenara bırakıp; beşerî kanunlara, örf ve âdetlere, töre ve yöresel inançlara, ezcümle İslam şeriatına göre sorunları çözmeyen bir merciye başvuranlar, inandıklarını söyleseler de onların imanı gerçek olmayıp zandan ibarettir.

 

ÖNEMLİ BÖLÜMLER

00:33  Tağutu inkar edip Allah’a iman etmek

02:25  Tağut nedir? Tağut nasıl inkar edilir? Tağutun özellikleri nelerdir?

03:19  Tağutun 1. özelliği: Tağut insanları aydıklıktan karanlıklara götüren her şeydir. (2/Bakara, 257)

08:36  Tağutun 1. özelliğine verilen örnekler: İnsanları küfre yönlendiren imamlar, eğitim kurumları ve televizyon

10:00  Tağutlara kulluğu öğreten eğitim kurumları

18:58  Tağuta iman edenler

29:48  Tağut, Allah’ın hükmü dışında kendi anayasası, kanunu, mahkemesi olan sistemlerdir.

40:30  İnsanlar oy vererek veya şeri olmayan mahkemelere başvurarak tağutun tuzağına düşer

42:45  Özet olarak: İnkar edilmesi gereken tağutlar

 

Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına…

 

Kanalımıza Destek Olmak İçin;

https://tek.link/LLc5   

 

Tevhid Dersleri Kanalı için;

https://tek.link/LLbY

 

Tevhid Meali İçin:

https://tevhidmeali.com/

 

Bütün Videoları İzlemek İçin;

https://tevhiddersleri.org/

 

Dergilerimiz ve Kitaplarımıza Ulaşmak İçin:

http://tevhiddergisi.org/

 

Sorularınız İçin:

[email protected]

 

#TağutNedir #Tağut #TağutunÖzellikleri #EbuHanzalaHoca

DAHA FAZLA GÖSTER

DAHA AZ GÖSTER

2 YORUM:
Yorumlar
Hamit FAHRETTİNOĞLU 2019-09-29 16:59:25

Güzel bir ders olmuş, net ve kolayca anlaşılabilir. Ne yazık ki, bugün ülkemizde ve Müslüman olduğunu söyleyen insanların ve toplulukların yaşadığı coğrafyada bu temel hakikati bilen çok çok az!.. İnsanların çoğu kelime-i tevhidin anlamını bilmeden ve dolayısıyla gerçekten iman etmiş olmadan bir ömür boyu ibadet ediyorlar, kulluk yaptıklarını zannedip kendilerini aldatıyorlar. Oysa imanla ilgili bu ilk ve en önemli Kur'ani hakikat, yoruma dayalı içtihadi, zanni bir konu değildir. Kur'an'ın bize öğrettiği apaçık bir iman esasıdır ve mutlaktır. Bu hakikat kabul edilmeden, yani tağutlar reddedilmeden gerçekten iman edilmiş olunmayacağını bu ümmet denilen topluluk öğrenmedikçe İslam adına bu coğrafyada bir şeylerin değişmesini, olmasını beklemek ham bir hayaldir. Özellikle günümüzde Türkiye'de sadece Müslüman görünümlü olan ve camiye namaz kılmaya giden yöneticilerin varlığına bakarak, dibine kadar tağuti olan bu rejime Müslüman (!) halk destek vermekte; yaptıkları icraatlar meşru görülerek sorgulanmamaktadır. Camilerin açık olması, beş vakit ezan sesinin duyulması, insanların bireysel ibadetlerine karışılmaması halk tarafından yeterli görülmektedir. Ama Allah'ın yasak ettiği ne kadar fiil varsa sistem tarafından icra edilmekte ve icra edilmesine açıkça destek olunmaktadır. Bugün devletin topladığı vergilerin çok önemli bir kısmı açıkça haram olan ve Kur'an'da lanetlenen faaliyetlerden elde edilmektedir. Bankaların, finans kuruluşlarının ve şirketlerin elde ettiği faiz gelirlerinden, devletin teşvik ettiği yakın zamana kadar bizzat işletip sonra bir kısmını özel sektöre devrettiği kumar oyunlarından (toto, loto, piyango, iddaa vs), fuhuştan ve alkollü içkiler üzerinden aldığı vergiler, bu devleti ayakta tutan büyük gelir kalemleridir. Diğer taraftan, gizli veya açıktan her türlü zulüm, hırsızlık, rüşvet, tecavüz vs irtikap edilmekte; bunların üzerine gidilmek şöyle dursun gündeme getirilmesi bile suç sayılmaktadır. Yani tam anlamıyla şirkin, zulmün ve tuğyanın egemen olduğu bir rejim vardır. İslam'dan cami cemaati olma düzeyinde haberdar olan insanlar şöyle dursun, iman ehli olduğunu ileri süren bilumum tarikat ve cemaatler de buna seyirci kalmakta ve hatta açıktan destek vermektedirler... Türkiye'de dine dayalı bütün yapıların (çok az sayıda tevhid ehli olan gruplar hariç) bugüne kadar yaptıkları ise Allah'ın varlığını ispatlamaktan, insanlara iyi ahlak sahibi olmalarını öğütlemekten öteye gidememiştir. Diğer bir anlatımla, İmanın bu boyutu onların gündeminde hiç olmamıştır. Bel'am kılıklı, rejimin her yaptığına fetva veren, destek çıkan büyük bir kitle yani tarikat ve cemaat ehli hocalar, mollalar, diyanet görevlileri ve ilahiyatçılar bu halkın gerçekleri öğrenmemesi için adeta çırpınmaktadırlar. Onlara göre, baştaki kişi ve onun ekibi ne yaparsa meşrudur ve mutlaka dine dayanmaktadır!!… Bu durum sadece bugün için geçerli olan vakıa değil, geçmişte de bu şekilde tezahür eden realitedir. Oysa Kur'an'da adı geçen ve yaşadıkları ibretlik kıssaları üzerinde ısrarla durulan bütün resul/nebiler şirke karşı mücadele etmişler, insanların sadece yaratıcı olarak Allah'ı tanımalarının bir anlam ifade etmeyeceği, tam ve gerçek tevhid olmadan iman etmiş olamayacaklarını yaşadıkları topluma anlatmaya çalışmışlardır. Kur'an'ın hiçbir ayetinde bir elçinin Allah'ın varlığını ispatlamak için uğraştığı yolunda bir bilgi verilmemektedir. Çünkü toplumların asıl problemi Allah'a bilerek ya da bilmeden şirk koşmaları, O'nun yanı sıra ilahlar edinmeleridir. Bu sapkın inanç ve zihniyete göre, yaratan Allah'tır; O rızkı da verir; ancak Allah'ın dünyasında O'nun hükümleri değil, insanların kendi arzu ve isteklerine göre koyduğu kurallar geçerli olmalıdır!... Kur'an bu düşünceyi şiddetle reddeder, bunun şirk olduğunu ve her türlü şirkin hiçbir şekilde affedilmeyeceğini özellikle ve defalarca söyler. Günümüzde özellikle gençler arasında yayılan ateizme karşı elbette akli ve nakli delillerle, yaratılış ayetleri ile Allah'ın varlığının ispatlanması, bu akımla mücadele edilmesi önemlidir. Ama Müslüman toplumların yüzyıllardır süregelen temel problemi ateizm değil, şirk düşüncesi ve bataklığıdır. Deyim yerindeyse aynı zamanda bu, insanlığın kadim problemidir. Yeryüzünde fitnenin, zulmün ortadan kalkması, yalnızca Allah'ın dininin egemen olması ve daha da önemlisi inandığını ileri süren insanların ahiret hayatlarının kurtulması mevcut kabul ve inanışa göre değil, tağutu reddeden, şirkten en azami bir titizlikle sakınan ve resul/nebilerin yolunu gerçekten rehber edinerek insanlığın kurtuluşu için çalışan imanlı insanlarla mümkün olabilecektir.